CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Çirkin ve çıkarcı bürokratla, çirkin ve çıkarcı siyasetçi iş birliği yapıp devleti soyarsa orada çok büyük bir sorun var demektir. Bu bir Jet Fadıl, İslami holding olayı değil. Bu bir devlet krizi" dedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu.
Kılıçdaroğlu, Türkiye Belediyeler Birliği ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in tutuklanmasına ilişkin, "Bir belediye başkanını tutuklamak, beldeye hizmet etmiş kişilerin hizmet almasını engellemek demektir. Yargılamanın kendine göre kurallarının olması lazım. Hukukta, çifte standart olmaz.
Bülent Arınç'ın deyimiyle; 'Ankara'yı parsel parsel satan kişi' ağzında sakızıyla geldi. Böyle bir çifte standart yargıya gölge düşürüyor. Çifte standarda itiraz ediyoruz.
Her davanın takipçisiyiz" diye konuştu.'NEDEN ÖNLEM ALMADIN'Fon soruşturmasıyla ilgili konuşan Kılıçdaroğlu, "Bir dönem insanların inançlarıyla uğraştılar, istismar ettiler. 'İslami holding kuruyoruz' dediler. Almanya'dan, Fransa'dan, Avusturya'dan, İngiltere'den pek çok vatandaşımız alın terini getirdi, bunlara teslim etti.
Ne oldu İslami holdingler? Paralar gitti. Soygun düzeni oldu.
Bir dönem Jet Fadıllar, bir dönem Çiftlik Banklar, bir dönem titanlar, saadet zincirleri çıktı, bir dönem Deniz Fenerleri çıktı. Nereye baksanız soygun düzeni var. Bunlardan doğru düzgün hesap veren olmadı.
Hepsi rahat bir şekilde ellerini, kollarını sallayarak gezdiler. Çoğunun yanına kar kaldı. Şimdi soygunda yeni bir aşamaya geldik.
İlk kez devleti yöneten bürokratlarla bazı siyasiler el ele verip halkı soydu. Çirkin ve çıkarcı bürokratla, çirkin ve çıkarcı siyasetçi iş birliği yapıp devleti soyarsa orada çok büyük bir sorun var demektir. Bu bir Jet Fadıl, İslami holding olayı değil.
Bu bir devlet krizi. Bürokrat ve siyasetçi halkı soymak için iş birliği yapmış. Son fon skandalı bunun en tipik örneğidir.
Bir tarafında bürokratlar, bir tarafında siyasetçiler var. Soyulan vatandaşımızın sayısı 455 bin 748 kişi. Açıklıkla soyulmuş" dedi.'Borsa vurgununda kimler kazandı?
Bunu kimler denetlemekle görevliydi? Bu soygunu bildiği halde kimler zamanında müdahale etmedi?' sorularını sıralayan Kılıçdaroğlu, "4 Kasım 2025; Türkiye Sermaye Piyasaları Genel Kurulu'nda Bakan Mehmet Şimşek bir açıklama yapıyor. 'Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz.
Olanda bir düzenleme eksikliği olduğunu da biliyoruz. Bu eksikliği gidereceğiz' diyor. Bu işin kalbinde söylüyor.
Madem biliyordun, neden önlem almadın? Hangi siyasi güç senin görev yapmana engel oldu? Engel olduysa neden o makamda duruyorsun sen?
Bu açıklamadan 1 ay sonra 2 Aralık'ta Sayın Mehmet Şimşek, Finansal İstikrar Komitesi'ni topluyor. Komitenin aldığı kararları gereğini yapması için SPK'ya gönderiyor. SPK 10 ay boyunca bunu tutuyor ve borsada soygun 10 ay boyunca artarak devam ediyor.
Ta ki uluslararası endeks sağlayıcılarının uyarısı geldikten sonra olay ortaya çıkıyor ve artık 'kaçınılmaz oldu' diyorlar. Bu sıradan bir kriz değildir, bu devlet krizidir. Bir bürokrat bir bakana bu kadar cesur davranamaz.
Bakanın istediği doğru şey ama yapmıyor. O zaman Mehmet Şimşek'in yapması gereken tek bir görev var; istifa etmek. Yiğitsen, olayı biliyorsan söylediğin sözün arkasında duracaksın.
Burada sadece bir fon meselesi değil, Türkiye'yi genel ilgilendiren bir sorun var. Bakanların kutuplaşması var. Neden bu olaylar aylarca bekledi, el atılmadı?
Bunun sorulması lazım. Bu bir devlet krizidir ve bunu ilk dillendiren de CHP'dir. CHP olayları sağlıklı idare eder ve doğru teşhisi de koyar. Evet, bu bir devlet krizidir" diye konuştu.'BÜROKRATLAR
DERHAL GÖREVDEN
ALINMALI'Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı: "4 maddelik önerimiz var. Birincisi şu; Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere, doğrudan sorumlu olan, denetim görevinde bulunan, hatta olanı biteni açıkça görebilecek olan bütün bürokratlar derhal görevden alınmalı. İkincisi, 5 milyon lira ve üzerine fona para yatıran ve paralarını 2026 Ağustos ve Eylül aylarında çekenlerin kimlik, ünvan ve para miktarı bilgileri kamuoyuna açıklanmalıdır.
Kimler mağdur oldu, gördük. Üçüncüsü, bu soygun sürecinin tüm ayrıntılarıyla ortaya çıkması için özel bir komisyon oluşturulmalı. Dördüncü olarak, bu soruşturma mutlaka suç örgütü kapsamında değerlendirilmeli.
Eğer bu durum tekerrür etmesin diyorsanız, bu 4 maddeye uyacaksınız. AK Parti'nin kendi içerisinde ciddi bir hesaplaşması var. Bakanların kutuplaşması var.
'Erdoğan giderse yerine kim gelecek' bunun hesabı var. Bu çatışma var. Siz kendi aranızda hesaplaşabilirsiniz ama vatandaşı soyamazsınız.
Arınma sadece CHP'de değil, büyük ölçüde arındık zaten, ama hala var. Arınacağız, arınacağız. Kör kuruşun hesabını soracağız, bu millet için yapacağız bunu."


